Hadis-i Şerif
"Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil."

Son Eklenen Yazılar

Son Eklenen Resimler

En Çok Okunanlar

Anket

Sitemizi Beğendinizmi?

Mükemmel
Süper
Güzel
İyi
Normal


 

Facebook

İslami Siteler

Etiketler




Hz. Peygamber (s.a.s.). vefat edince, Müslümanlar kendilerini idâre etmek üzere Hz. Ebû Bekir (r.a)'i Devlet Başkanlığına getirdiler.




Hz. Ebu Bekir (radıyallahü teâlâ anh), Peygamberlerden sonra insanların en üstünüdür. Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamber efendimizin kayınpederidir. Müminlerin annesi Hz. Âişe’nin babasıdır




Hz. Ali (radıyallahü teâlâ anh), Resulullahın damadı, Hz. Ömer’in kayınpederidir. Resulullahın amcası Ebu Talibin oğludur. İslam halifelerinin ve ismen Cennetle müjdelenen on kişinin dördüncüsüdür




Hz.Ömer (radıyallahü teâlâ anh), Peygamber efendimizin kayınpederidir. Hafsa validemiz onun kızıdır. Hayatta iken Cennet ile müjdelenmiş on kişiden ikincisi olup, Hz.Ebu Bekir’den sonra




Hz. Osman (radıyallahü teâlâ anh), Peygamber efendimizin damadıdır. Eshab-ı kiramın büyüklerinden, Cennet ile müjdelenen on kişinin ve halifelerin üçüncüsüdür. İman edenlerin beşincisidir.




Hz. Muhammed (sav)'in vefatından sonra yaşanan "Dört Halife Dönemi", İslam dininin Arap Yarımadasının sınırlarını aşarak yaygınlaştığı bir dönemdir.




Hicretin 12. senesinde Hz. Ebu Bekir'in (ra) zamanında yalancı peygamber Müseyleme'ye karşı Yemame'de savaş açılmıştı. Bu savaşta sahte peygamberler ve destekçileri bertaraf edilmiş, ancak




Eziyet, işkence ve zulüm...
Bir gün müşrikler Kabe'de toplanıp, Peygamber efendimizin aleyhinde atıp tutuyorlardı. O sırada Resulullah efendimiz orayı teşrif etti.




# Akil kişi, kemâl taleb eder.
# Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.




Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hazret-i Ebu Bekir hangi vasfıyla Peygamberlerden sonra bütün insanların en üstünü oldu?
Bir gün Peygamber efendimiz, (Ya Cebrail Ömer’in faziletlerinden anlat) buyurdu. O da dedi ki:




- İtikat, inanmak, dinî esasları, hükümleri kalben tasdik etmektir. İnanana "Mutekid", inanılan şeylerden her birine "Akide", çoğuluna da "Akaid ve Mutekadât" denir.




Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN’ın rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın




Bildirildiğine göre, Musa (aleyhisselam) Allah-u Zülcelal'e: "Ya Rabbi! Senin sevdiklerini, sevmediklerinden nasıl ayırt edeceğim?" diye sordu.




Mevlânâ'nın asıl adı Muhammed Celâleddin'dir.Mevlânâ ve Rûmî de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir.Efendimiz mânâsına gelen Mevlânâ ismi O'na daha pek




(İnnallàhe azze ve celle rahîmün hayyiyün kerîmün, yestahyî min abdihî en yerfaa ileyhi yedeyhi sümme lâ yedau fîhimâ hayrâ.) Sadaka rasûlüllàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl.

Önceki Sonraki