Hadis-i Şerif
"Benim hakkımda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer."

Son Eklenen Yazılar

Son Eklenen Resimler

En Çok Okunanlar

Anket

Sitemizi Beğendinizmi?

Mükemmel
Süper
Güzel
İyi
Normal


 

Facebook

İslami Siteler

Etiketler




Faiz şüphesinden kurtarılamayan bir alışveriş şekli şöyle sorulmaktadır.
-Eskiden sıkıldığımız yerlerde çevremizden borç para alabiliyor, acil borçlarımızı ödeme imkanı bulabiliyorduk.



Büyük veli İbrahim Ethem'e gelen bir genç, halinden şikâyette bulunarak:
Efendim, der nefsimden şikâyetçiyim, istemediğim halde beni günaha zorluyor, nasihatte bulunsanız da günaha yönelme duygusundan uzaklaştırsanız beni!.



Îman,mü’minin kalbinde Allâh’ın yaktığı bir meş’ale, bir nurdur. Bunun koruyucu kaleleri, çerçevesi, surları ise, aşağıdaki şekilde görüleceği gibi farzlar, vâcibler, sünnetler, müstehablar, mendublar ve nâfilelerdir.



Namaz her müslüman üzerine farz olan bir borçtur. Aldığınız bir parayı zamanında ödemek lazımdır. Ancak geciktirince ayıp oluyor ise de yine de ödemek ve özür dilemek gerekecektir. Bunu gibi namaz borçlarımızı zamanında ödemek gerekirdi.



(Bu bölüm Arapça orijinal ismi “Ebvab-üs Sefer (Yolculuk)” bölümleri demektir. Biz burada savaş için yola çıkmak olarak tercüme ettik çünkü Rasûlullah (s.a.v.) hayatında savaş dışında bizim bildiğimiz şekilde bir yolculuk -davet ve hicret dışında- yoktur.)



Hayatımızı kelimelere dökecek olsak onu şu şekilde tanımlaya biliriz . Hayat , vesileler toplamıdır . Dikkatle bakacak olursak hayatımızın vesilelerle örülü olduğunu görmek hiç de zor olmayacaktır



Şeriat,
Arapça kökenli bir sözcük olup; "yol, mezhep, metod, âdet, insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir.



Günümüzde giderek yaygınlaşan ve oldukça kafa karışıklığına sebebiyet veren bir takım söylenimler müslümanları oldukça rahatsız etmektedir. Hatta bir kısım müminler ayrışıma gitmiş,




"Benzeri ve ortağı olmayan Hak Sübhanehü Hazretlerine i’tikad beyânındadır.”
Akâid kelime olarak Akîde’nin cemîsi olup “Akîdeler” demektir. Akîde: İnsanın inanması icab eden şeylerin tümüdür.




İman artmaz ve eksilmez. Çünkü, imanın noksanlaşması ancak küfrün artması ile; imanın artması da ancak küfrün noksanlaşması ile birlikte düşünülebilir.



Müminler imanda, tevhidde eşittirler. Bu eşitlik, iman edilecek şeyler itibariyledir. Küfür ile iman, körlük ile görmek gibidir. Hiç şüphesiz gözleri görenler



fakat bilerek işlenen büyük günahlar, son nefeste imansız ölme sebeplerinin başında gelir....



"büyük günahlar bir mü'mini imandan çıkarmaz. İmanlı bir kimseyi küfre girdirmez" Günah, farsça bir kelimedir. Allah'ın emirlerine aykırı olarakgörülen iş, dini suç mânâsına gelir




Melekler; nurani varlıklardır. Devamlı olarak Allah'ın emirlerine itaat ederler, hiç isyan etmezler.dişilik ve erkeklik ile sıfatlanamazlar, yeme içme ve def-i hacet gibi ihtiyaçları yoktur.




Asr-ı Saadet ve Dört Halife dönemlerinde herhangi bir mezhebin kurulmasına gerek görülmemiştir. Çünkü onlar dini doğrudan Hz. Muhammed (sav)’den ve ashabından öğrenmişlerdir